Hukuki Hafıza Kayıtları
15 Temmuz 2016 sonrası ilan edilen Olağanüstü Hal (OHAL) dönemi ve bu süreçte çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK), Türkiye hukuk tarihinin en derin ve tartışmalı kırılmalarından birini teşkil etmektedir. Binlerce kamu görevlisinin yargısız ihracı, savunma hakkının kısıtlanması ve mülkiyet haklarına yönelik müdahalelerle şekillenen bu süreç, sadece yerel düzeyde değil; Birleşmiş Milletler’den Avrupa Konseyi’ne kadar uzanan geniş bir uluslararası düzlemde hukuki denetime tabi tutulmuştur.
Bu bölüm; KHK uygulamalarının evrensel hukuk normları, anayasal güvenceler ve insan onuruyla ne derece bağdaştığını inceleyen bağımsız ve nesnel bir arşiv sunma amacıyla oluşturulmuştur. Burada yer alan belgeler, yalnızca hukuki birer metin değil; aynı zamanda yaşanan hak ihlallerinin uluslararası hukuk nezdindeki tescilidir.
Bu Bölümde Neleri Bulacaksınız?
- Uluslararası Tescil: BM, Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği gibi uluslararası mahiyete sahip kurumların, Türkiye’deki uygulamaları “hukuk devleti” kriterlerine göre nasıl puanladığına dair resmi görüşler.
- Hukuki İçtihatlar: AİHM’in “Yalçınkaya” kararı gibi, KHK’lıların hak arama mücadelesinde dönüm noktası olan yargı kararları.
Avrupa Konseyi ve Venedik Komisyonu
Avrupa Konseyi’nin anayasal konulardaki danışma organı olan Venedik Komisyonu, KHK’lar hakkında en kapsamlı hukuki incelemeleri sunan kurumdur.
- 872/2016 Sayılı Görüş (Medya Özgürlüğü): Venedik Komisyonu, KHK’lar ile bireysel gerekçe sunulmadan yapılan medya kapatmalarını ve gazetecilerin sadece yazıları nedeniyle “örgüt üyeliği” ile suçlanmasını uluslararası hukuka aykırı ve demokratik düzen için tehlikeli bulmuştur. Bu hak ihlallerinin giderilmesi için somut kanıtlara dayalı, bireyselleştirilmiş ve eski hakları iade edebilecek güçte bir yargısal denetim mekanizmasının işletilmesi gerektiğini vurgulamıştır. (EK 1)
- 888/2017 Sayılı Görüş (Yerel Demokrasi ve 674 Sayılı KHK): Komisyon, seçilmiş belediye başkanları, başkan yardımcıları ve meclis üyelerinin yerine devlet tarafından kayyum atanmasına olanak tanıyan düzenlemeleri incelemiştir. Bu uygulamanın, yerel makamların seçilmiş olma niteliğini ortadan kaldırarak halkın seçme ve seçilme hakkını , dolayısıyla yerel demokrasinin temellerini ihlal ettiğini belirtmiştir. Görüşte ayrıca, valiliklere yargı denetimi olmaksızın tanınan geniş yetkilerin OHAL süresini ve amacını aşan, kalıcı bir “merkezileşme” çabası olduğu vurgulanmış ve bu hükümlerin yürürlükten kaldırılması çağrısı yapılmıştır.(EK 3)
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Kararları
AİHM, son yıllarda KHK uygulamalarının temel hakları ihlal ettiğine ve demokratik hukuk devleti ilkelerinden sapıldığına dair dönüm noktası niteliğinde mağdur lehine kararlar vermiştir:
- Yüksel Yalçınkaya v. Türkiye (Büyük Daire, 2023): KHK sürecine dair en kapsamlı ve bağlayıcı “pilot” karardır. Mahkeme; ByLock kullanımı, Bank Asya hesabı veya sendika üyeliği gibi yasal faaliyetlerin “terör örgütü üyeliği” için tek veya belirleyici delil sayılmasını, AİHS’nin 7. maddesinde yer alan “suç ve cezaların kanuniliği ilkesine” aykırı bulmuştur. Bu karar, benzer durumdaki on binlerce kişi için emsal teşkil etmektedir.
- https://hudoc.echr.coe.int/#{%22itemid%22:[%22001-229312%22]}
- Hamit Pişkin v. Türkiye (2020): KHK ile ihraç edilen kamu görevlilerinin davalarında, ihraç kararının yeterli delile dayanmamasını ve kişilerin kendilerini savunma imkanından mahrum bırakılmasını özel hayatın gizliliği (m. 8) ve adil yargılanma hakkı (m. 6) bağlamında ihlal olarak değerlendirmiştir.
- https://hudoc.echr.coe.int/fre#{%22itemid%22:[%22001-206901%22]}
- Demirhan ve Diğerleri v. Türkiye (2024): Bu karar, KHK’lıların listelerle teşhir edilmesi, pasaportlarının iptali ve sosyal haklardan mahrum bırakılmaları gibi uygulamaların yarattığı kalıcı “damgalanma” etkisini ele almıştır. Mahkeme, bu tedbirlerin kişilerin özel ve aile hayatı üzerinde orantısız bir yük oluşturduğuna ve sivil ölüme yol açtığına dikkat çekerek ihlal kararı vermiştir.
- https://hudoc.echr.coe.int/eng#{%22itemid%22:[%22001-244217%22]}
- Genel Orantılılık Ölçütü: AİHM tüm bu kararlarında, OHAL döneminde dahi olsa alınan tedbirlerin “durumun kesin zaruretinin gerektirdiği ölçüde” olması gerektiğini, keyfi ve süresiz cezalandırmaların hukuk devletinde yeri olmadığını vurgulamıştır.
Birleşmiş Milletler (BM) Raporları
BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği (OHCHR) ve ilgili denetim komiteleri, KHK’ların toplumsal etkilerini ve hukuk devleti ilkeleriyle çelişen yönlerini en üst düzeyde raporlamıştır:
- OHCHR 2018 Raporu: 18 aylık OHAL dönemini inceleyen kapsamlı raporda; 150 binden fazla kamu görevlisinin ihraç edilmesinin keyfi olduğu ve bu kişilerin pasaportlarının iptal edilmesi, listelerle teşhir edilmesi sonucunda “sosyal ölüm” (ekonomik ve sosyal olarak yok edilme) riskiyle karşı karşıya kaldıkları belirtilmiştir. (EK 4)
- BM İnsan Hakları Komitesi (2024): Türkiye’nin Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme’ye (MSHUS) uyumunu denetleyen komite, KHK ihraçlarının bireyselleştirilmemiş olmasını, savunma hakkı tanınmamasını ve yargı denetimindeki eksiklikleri sert bir şekilde eleştirmiştir. Komite, OHAL tedbirlerinin “durumun zaruretiyle kati surette sınırlı” olması gerektiğini vurgulayarak kalıcı hak mahrumiyetlerine son verilmesi çağrısında bulunmuştur. (EK 5)
- BM Keyfi Tutuklamalar Çalışma Grubu (WGAD): KHK’lıların yargılandığı davalarda; ByLock kullanımı, gazete aboneliği veya dernek üyeliği gibi faaliyetlerin tutuklama gerekçesi yapılmasını “keyfi” bulmuş ve bu durumun adil yargılanma hakkını ihlal ettiğine dair çok sayıda görüş yayımlamıştır.
Avrupa Birliği (AB) Türkiye Raporları
Avrupa Komisyonu, her yıl yayımladığı Türkiye Ülke Raporları (Genişleme Raporları) aracılığıyla KHK süreçlerini ve OHAL sonrası hukuk sistemini düzenli olarak kayıt altına almaktadır: (EK 6 ve 7)
- Yapısal Hukuksuzluk Kaydı: Yıllık Ülke Raporları, OHAL düzenlemelerinin olağan hukuk sistemine kalıcı şekilde eklemlenmesini ve yargı bağımsızlığındaki gerilemeyi “sistemik bir sorun” olarak niteler.
- OHAL Komisyonu İncelemesi: Genişleme Paketleri dahilinde sunulan raporlar, OHAL İnceleme Komisyonu’nun bağımsız bir yargı organı niteliği taşımadığını ve etkili bir iç hukuk yolu sunmakta yetersiz kaldığını belgeler.
- “Sivil Ölüm” Terminolojisi: AB dokümantasyonu, KHK ile ihraç edilenlerin pasaport iptalleri ve sosyal hak mahrumiyetleri nedeniyle maruz kaldığı durumu resmi raporlarında “sivil ölüm” (civil death) kavramıyla tanımlar.
- 2024 Katılım Şartı: Komisyon’un en güncel raporu, Yalçınkaya ve diğer emsal AİHM kararlarının uygulanmasını Türkiye’nin üyelik süreci ve demokratikleşme standardı için temel bir “katılım şartı” olarak sunmaktadır.