🤝 Birlikte daha güçlüyüz. ⚖️ Adalet, uygulanırsa adalettir. 🚨 İhlaller bireysel değil, sistemseldir.
🤝 Birlikte daha güçlüyüz. ⚖️ Adalet, uygulanırsa adalettir. 🚨 İhlaller bireysel değil, sistemseldir.

Ohal Komisyonu

  1. Komisyonun Yasal Çerçevesi, Görev ve Yetkileri

Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu’nun meşruiyetinin ve faaliyetlerinin hukuki zemini, onu kuran yasal metinler tarafından tanımlanmıştır. Bu yasal çerçeve, Komisyon’un yargı yetkisini (jurisdiction) ve inceleme kapsamını (scope of review) tesis ederek, hem Komisyon’un yetkilerinin sınırlarını çizmiş hem de başvuru sahiplerine sunulan usuli güvencelerin niteliğini belirlemiştir.

1.1 Kuruluş Gerekçesi

Komisyon, 7075 sayılı Kanun’un genel gerekçesinde de belirtildiği üzere, 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından ilan edilen olağanüstü hal kapsamında çıkarılan KHK’lar ile tesis edilen işlemlere karşı bir başvuru mercii oluşturma ihtiyacından doğmuştur. Bu mekanizma, KHK işlemlerine karşı kapalı olan yargı yollarının yerine ikame edilerek, AİHM tarafından “tüketilmesi gereken bir iç hukuk yolu” olarak kabul edilme stratejisine hizmet etmiştir.

1.2 Yasal Dayanaklar

Komisyon’un hukuki temeli, 23 Ocak 2017 tarihli 685 sayılı KHK ile atılmış ve bu KHK daha sonra TBMM tarafından kabul edilerek 1 Şubat 2018 tarihli 7075 sayılı “Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun” olarak yasalaşmıştır. Komisyon’un faaliyetleri bu kanun çerçevesinde yürütülmüştür. Anayasal dayanakları ise dolaylı olarak, olağanüstü hal ilanını düzenleyen Anayasa’nın 120. maddesi ve kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü belirten 129. maddesi gibi hükümlere dayanmaktadır.

1.3 Görev Süresi ve Uzatmalar

7075 sayılı Kanun’un 3. maddesi uyarınca Komisyon’un görev süresi başlangıçta 2 (iki) yıl olarak belirlenmiştir. Ancak aynı maddede, Cumhurbaşkanı’na bu süreyi, bitiminden itibaren birer yıllık periyotlarla uzatma yetkisi tanınmıştır. Bu mekanizma işletilmiş ve Komisyon’un görev süresi, 25 Aralık 2020 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı gibi kararlarla birkaç kez uzatılarak çalışmalarını tamamlaması sağlanmıştır.

1.4 Görev ve Yetki Alanı

Komisyon’un görev ve yetki alanı, 7075 sayılı Kanun’un 2. maddesinde sınırlı bir şekilde sayılmıştır. Komisyon, yalnızca doğrudan KHK ile tesis edilen işlemlere yönelik başvuruları inceleme yetkisine sahipti. Bu işlemler şunlardır:

  • Kamu görevinden, meslekten veya görev yapılan teşkilattan çıkarma ya da ilişiğin kesilmesi.
  • Öğrencilikle ilişiğin kesilmesi.
  • Dernek, vakıf, sendika, federasyon, konfederasyon, özel sağlık ve öğretim kurumları, vakıf yükseköğretim kurumları, özel radyo ve televizyon kuruluşları, gazete, dergi, haber ajansı, yayınevi ve dağıtım kanallarının kapatılması.
  • Emekli personelin rütbelerinin alınması.

Komisyonun bu yasal çerçevesi, pratikteki organizasyon yapısını ve başvuruların nasıl ele alınacağını doğrudan şekillendirmiştir.

  1. Komisyonun Kurumsal Yapısı 

2.1 Üyeler ve Atama Usulü

Üye Kaynağı ve Seçim Mercii

Üye Sayısı

Atama/Seçim Yetkisi

Kamu Görevlileri Arasından

3

Cumhurbaşkanı 

Hâkim ve Savcılar Arasından

1

Adalet Bakanı

Mülki İdare Amirleri Arasından

1

İçişleri Bakanı 

Yargıtay ve Danıştay Tetkik Hâkimleri

2

Hâkimler ve Savcılar Kurulu 

Toplam

7

 

7075 sayılı Kanun’un 1. maddesine göre Komisyon, yedi üyeden oluşmaktadır. Toplantı ve karar yeter sayısı ise dört olarak belirlenmiştir. Üyeler, Cumhurbaşkanı tarafından ve Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Hâkimler ve Savcılar Kurulu gibi kurumların göstereceği adaylar arasından atanmıştır. Bu atama usulü, Komisyon’un bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilişkin ciddi tartışmalara yol açmıştır. Tüm üyelerin parlamento denetimi veya mesleki kuruluşların seçimi olmaksızın doğrudan yürütme organı (Cumhurbaşkanı ve bakanlıklar) tarafından belirlenmesi, yargısal ve yarı-yargısal kurullara ilişkin Avrupa standartlarıyla çelişmiş ve Komisyon’un yapısal bağımsızlığına daha en başından gölge düşürmüştür.

2.2 Kimler Başvurabilir?

Komisyona başvuru hakkı olan kişi ve kurumlar şu şekilde belirlenmiştir:

  • Doğrudan bir KHK hükmü ile kamu görevinden, meslekten veya teşkilattan çıkarılanlar.
  • KHK ile öğrencilikle ilişiği kesilenler.
  • KHK ile rütbeleri alınan emekli TSK ve Emniyet personeli.
  • KHK ile kapatılan dernek, vakıf, sendika, gazete, TV kanalı gibi tüzel kişiliklerin, kapatılma tarihi itibarıyla kanuni temsilcileri.


2.3 Başvuru Usulü ve Süresi

Başvurular, 17 Temmuz 2017 tarihinden itibaren alınmaya başlanmıştır. Başvuru süreci, Valilikler veya başvuru sahibinin en son görev yaptığı kurum aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Başvuru sahipleri, elektronik ortamda doldurdukları başvuru formunun (gerçek kişiler için Ek-1, tüzel kişiler için Ek-2) çıktısını imzalayarak, gerekli ek belgelerle birlikte ilgili kuruma teslim etmekle yükümlüydü. Bu yöntemle ülke genelinde 105 irtibat bürosu oluşturularak erişilebilirlik sağlanmaya çalışılmıştır.

2.4 İnceleme Süreci ve Kriterler

7075 sayılı Kanun’un 9. maddesi uyarınca, Komisyon incelemelerini dosya üzerinden yürütmüştür. Bu durum, başvuru sahiplerinin duruşma yapma veya sözlü savunma hakkı gibi adil yargılanma hakkının temel unsurlarından mahrum kaldığı yönünde eleştirilere neden olmuştur. Komisyon, 20’den fazla kurum ve kuruluştan temin ettiği bilgi ve belgeleri kendi bilgi işlem sistemine kaydederek karar sürecinde kullanmıştır.

  1. Komisyon Faaliyetlerinin Sayısal Dökümü: İstatistikler ve Eğilimler

Komisyon’un genel performansı ve etki düzeyini anlamak için sayısal verilerin analizi kritik bir rol oynamaktadır. Bu istatistikler, Komisyon’un etkinliği ve niteliği hakkındaki teorik tartışmalara somut bir zemin sağlamaktadır.

3.1 Genel Başvuru ve Karar İstatistikleri

Komisyon’un 31 Aralık 2022 itibarıyla tamamladığı beş yıllık faaliyet dönemine ilişkin temel veriler aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:

Kategori

Sayı

OHAL Kapsamında Tesis Edilen Tedbir Sayısı

131,922

Bunun içindeki Kamu Görevinden Çıkarma

125,678

Komisyona Yapılan Toplam Başvuru Sayısı

127,292

Karara Bağlanan Toplam Başvuru Sayısı (31/12/2022)

127,292

Kabul Edilen Başvuru Sayısı

17,960

Reddedilen Başvuru Sayısı

109,332

Kaynak: OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu Faaliyet Raporu (2017-2022)

3.2 Yıllara Göre Karar Dağılımı

Komisyonun karar verme hızı zaman içinde artış göstermiştir. Faaliyet raporundaki kümülatif verilere göre, 2018 sonunda toplam kararların %40’ı tamamlanmışken, bu oran 2019’da %78’e, 2020’de %89’a ve 2021’de %95’e ulaşmıştır. Görev süresinin sonu olan 2022 yılı itibarıyla başvuruların tamamı karara bağlanmıştır. 

3.3 Kabul ve Ret Oranları

Karara bağlanan 127,292 başvurunun yalnızca %14,1‘i kabul edilirken, %85,9‘u reddedilmiştir. Bu oranlar, Komisyon’a yapılan başvuruların ezici bir çoğunluğunun olumsuz sonuçlandığını ve göreve iade kararının istisnai bir nitelik taşıdığını açıkça göstermektedir.

3.4 Kurumlara Göre Başvuru Dağılımı

OHAL tasfiyelerinin en çok hangi kamu kurumlarında yoğunlaştığı, başvuru sayılarına bakılarak anlaşılabilmektedir. En çok başvuru yapılan ilk dört kurum şöyledir:

  1. Milli Eğitim Bakanlığı: 34,393 başvuru
  2. Milli Savunma Bakanlığı (TSK): 33,716 başvuru
  3. Sağlık Bakanlığı: 13,410 başvuru
  4. YÖK / Üniversiteler: 7,299 başvuru

  1. Komisyon Sonrası Hukuki Süreç: İtiraz ve Yargı Yolları

OHAL Komisyonu’nun ret kararı, hukuki mücadelenin sonu değil, aksine uzun, çok aşamalı ve yıpratıcı bir yargısal sürecin başlangıcı anlamına gelmektedir. Ret kararının tebliğiyle birlikte, başvuru sahipleri için anayasal bir hak olan dava yolu açılmış, ancak bu yol, belirli usul kurallarına ve hak düşürücü sürelere sıkı sıkıya bağlanmıştır. Bu süreç, ilk derece mahkemesinden başlayıp potansiyel olarak AİHM’e kadar uzanmaktadır.

Komisyon’un ret kararına karşı izlenmesi gereken hukuki yol haritası aşağıdaki adımlardan oluşmaktadır:

  1. İptal Davası (İlk Derece Mahkemesi)
    • Özel Yetkili Ankara İdare Mahkemeleri: Normal şartlarda idari işlemlerin iptali davası, işlemi tesis eden idarenin bulunduğu yerdeki mahkemede açılırken, Komisyon kararları için tek yetkili mercii Ankara İdare Mahkemeleri olarak belirlenmiştir. Bu kararın arkasında, içtihat birliğinin sağlanması ve uzmanlaşmış mahkemeler üzerinden sürecin hızlandırılması yatmaktadır. Davaların, başlangıçta Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) tarafından yetkilendirilmiş olan Ankara 19 ve 20. İdare Mahkemeleri‘nde açılması zorunlu kılınmıştır. Ancak zamanla Hâkimler ve Savcılar Kurulu (HSK) bu amaçla geniş bir kapasite tahsis etmiştir.

          Yetki Dönemi

Mahkemeler

Başlangıç Safhası

Ankara 19. ve 20. İdare Mahkemeleri 

Genişleme Safhası

Ankara 21, 22, 23, 24 ve 25. İdare Mahkemeleri 

Nihai Kapasite (2023-2025)

Ankara 26. ve 27. İdare Mahkemelerinin faaliyete geçmesi 

  • Davalı: Davanın, kesinlikle OHAL Komisyonu veya Cumhurbaşkanlığı’na karşı değil, ilgilinin en son görev yaptığı kamu kurumu veya kuruluşu aleyhine yöneltileceği belirlenmiştir.
  • Dava Açma Süresi: Ret kararının kişiye tebliğ edildiği tarihten itibaren 60 gün içinde davanın açılması zorunlu olarak düzenlenmiştir. Bu süre, hak düşürücü bir süredir.
  • Dilekçe İçeriği: Dava dilekçesinde, Komisyon kararının hukuka aykırılığı detaylı bir şekilde açıklanması gerektiği, karara dayanak yapılan hususlara karşı somut argümanlar sunulması, varsa, lehe olan beraat veya takipsizlik gibi adli kararların eklenmesi ve Komisyon kararının iptali ile birlikte yoksun kalınan maddi ve özlük hakların yasal faiziyle iadesinin talep edilmesi gerektiği benimsenmiştir.
  1. İstinaf Başvurusu
    • Merci: Ankara Bölge İdare Mahkemesi.
    • Süre: İdare Mahkemesi kararının tebliğinden itibaren 30 gün içinde istinaf başvurusu yapılmalıdır.
  2. Temyiz Başvurusu
    • Merci: Danıştay.
    • Süre: Bölge İdare Mahkemesi kararının tebliğinden itibaren 30 gün içinde temyiz başvurusu yapılmalıdır.
  3. Anayasa Mahkemesi’ne Bireysel Başvuru
    • Koşul: Danıştay kararı da dahil olmak üzere tüm iç hukuk yollarının tüketilmesi sonrasında, adil yargılanma hakkı gibi temel anayasal hakların ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuru yapılabilir.
  4. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) Bireysel Başvuru
    • Koşul: Anayasa Mahkemesi kararı dahil olmak üzere tüm etkin iç hukuk yollarının tüketilmesi ve olumsuz sonuçlanması halinde, son çare olarak AİHM’e bireysel başvuru yolu açıktır.

  1. Komisyonun Kapanışı, Arşiv Yönetimi ve Devam Eden Süreçler

Komisyon, 22 Ocak 2023 tarihinde kapılarını kapatarak faaliyetlerini resmen sonlandırmıştır. Ancak bu kapanış, idari bir sürecin sonu değil, devasa bir yargısal safhanın başlangıcı olmuştur. Komisyonun geride bıraktığı 500.000 evraklık arşivin yönetimi için 7075 sayılı Kanun’a “Geçici Madde 5” eklenmiş ve yetki ilgili bakanlıklara devredilmiştir.

5.1 Bilgi ve Belge Taleplerinin Devri

Komisyonun kapanmasından sonra, devam eden davalarda mahkemelerin ihtiyaç duyduğu bilgi ve belgeler artık Komisyon tarafından değil, işlemin niteliğine göre bakanlıklar veya kurumlar tarafından sağlanmaktadır. Bu durum, veri güvenliği ve arşiv bütünlüğü açısından yeni riskler ve bürokratik gecikmeler yaratmıştır.

5.2. İl KHK İşlemleri Büroları ve Teknik Süreçler

Taşrada, özellikle kapatılan kurumların malvarlıkları, borç-alacak ilişkileri ve hazineye devir işlemleri için Hazine ve Maliye Bakanlığı bünyesinde “İl KHK İşlemleri Büroları” kurulmuştur. Bu bürolar, başlangıçta Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerine devredilmiş olsa da, mülkiyet haklarına ilişkin teknik karmaşıklık nedeniyle tekrar Defterdarlıklar bünyesine alınmıştır. KHK ile ilişiği kesilen ancak sonradan mağduriyeti anlaşılan şahısların banka hesapları üzerindeki blokelerin kaldırılması gibi işlemler bu büroların koordinasyonunda yürütülmektedir.

5.3. Kapatılan Kurumların Malvarlığı ve Borçları

Kapatılan kurumların borçlarına ilişkin hak iddiasında bulunanlar için 60 günlük hak düşürücü süreler öngörülmüş, bu borçların ödenmesinde kurumun hazineye devredilen varlığı temel alınmıştır. Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Maliye Bakanlığı, devralınan mülklerin tescili ve muvazaalı devirlerin iptali için yargısal süreçleri takip etmeye devam etmektedir.

  1. OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu’na yönelik Ulusal ve Uluslararası Kurumlardan gelen eleştiri ve tespitler

Olağanüstü Hal (OHAL) İşlemleri İnceleme Komisyonu’na yönelik ulusal ve uluslararası eleştiriler, kurumun bağımsızlığı, usulü güvencelerin eksikliği, kararların gerekçelendirilmesi ve etkili bir hukuk yolu olup olmadığı noktalarında yoğunlaşmıştır.

  1. ULUSLARARASI BOYUT
  1. Venedik Komisyonu (Avrupa Konseyi) Raporları

Venedik Komisyonu, Türkiye’deki OHAL KHK’larını ve Komisyonun yapısını inceleyen iki temel görüş yayınlamıştır.

  • Rapor 1: Opinion on Emergency Decree Laws Nos. 667-676 (12 Aralık 2016)

Tespit: Komisyon, kamu görevinden çıkarmalar gibi işlemler için “ad hoc” (özel) bir itiraz mekanizması kurulmasını önermiş; ancak bu yapının bağımsız, tarafsız olması ve eski hale getirme (işe iade) ile tazminat ödeme yetkilerine sahip olması gerektiğini vurgulamıştır.

  • Rapor 2: Opinion on the Measures Provided in the Recent Emergency Decree Laws with Respect to Freedom of the Media (13 Mart 2017)

Eleştiri: Komisyon kurulduktan sonra yayınlanan bu raporda, OHAL Komisyonu’nun yapısı eleştirilmiştir. Üyelerin çoğunun (7’de 5’i) yürütme tarafından atanması, görev sürelerinin kısalığı ve kolayca görevden alınabilmeleri nedeniyle bağımsızlık konusunda endişe duyulduğu belirtilmiştir. 

Ayrıca Komisyonun incelemelerini dosya üzerinden yapması ve gizlilik kuralı nedeniyle şeffaflıktan uzak olduğu, başvurucuların kendileri hakkındaki suçlamaların dayanağını öğrenemeden savunma yapmak zorunda kaldıkları vurgulanmıştır.

  Venedik Komisyonu Raporu (CDL-AD(2017)007)

  1. Turkey Human Rights Litigation Support Project (TLSP) Raporu

Bu kuruluşun AİHM’e sunduğu üçüncü taraf müdahil görüşü, Komisyonun yapısını ve işleyişini detaylıca eleştirmiştir.

  • Rapor: Access to Justice in Turkey? A Review of the State of Emergency Inquiry Commission (Ekim 2019)

Bağımsızlık Sorunu: Komisyon üyelerinin, ihraç kararlarını veren makamlar (Cumhurbaşkanı, Adalet Bakanı, İçişleri Bakanı) tarafından atandığı, bu durumun “bağımsızlık ve tarafsızlık” ilkesine aykırı olduğu belirtilmiştir.

Silahların Eşitliği: Başvurucuların dosyalarındaki istihbarat raporlarına veya gizli tanık ifadelerine erişemediği, sözlü savunma hakkının tanınmadığı ve bunun “silahların eşitliği” ilkesini ihlal ettiği raporlanmıştır,.

Beraat Kararlarının Yok Sayılması: Ceza mahkemelerinde beraat eden kişilerin başvurularının dahi Komisyon tarafından “iltisak” gerekçesiyle reddedildiği, Komisyonun mahkeme kararlarından bağımsız bir “sadakat” kriteri uyguladığı eleştirisi yapılmıştır.

Yetki Sınırlılığı: Komisyonun, ihraç edilen akademisyenleri eski üniversitelerine iade etme yetkisinin olmaması ve tazminat ödeyememesi nedeniyle “tam bir onarım” (restitutio in integrum) sağlayamadığı belirtilmiştir.

    TLSP AİHM Başvurusu 

  1. Dünya İşkence Karşıtı Örgütü (OMCT) ve İHD Raporu
  • Rapor: Emergency Decree Laws and Their Impact on Human Rights in Turkey

Geciken Adalet: Komisyonun AİHM’in “Köksal” kararıyla bir iç hukuk yolu olarak tanınmasının, başvuruların AİHM’e gitmesini yıllarca engellediği ve “geciken adaletin adalet olmadığı” (justice delayed is justice denied) belirtilmiştir.

Keyfi Kararlar: Komisyonun gizli tanık ifadeleri ve istihbarat bilgilerine dayanarak sübjektif ve hukuka aykırı kararlar verdiği ifade edilmiştir.

Tavsiye: Rapor, Komisyonun lağvedilmesini ve mağduriyetlerin giderilerek hukukun üstünlüğünün yeniden tesis edilmesini önermiştir.

     OMCT Raporu

  1. Institute for Diplomacy and Economy (instituDE) Raporu
  • Rapor: Turkey’s Mass Purge as Violations of the Right to Participate in Public Service

Sekretarya Sorunu: Komisyonun sekretarya hizmetlerinin Başbakanlık (sonrasında Cumhurbaşkanlığı) tarafından yürütülmesinin, personelin iş güvencesinin olmaması nedeniyle yürütme organının kontrolünü artırdığı ve bağımsızlığı zedelediği belirtilmiştir.

Hukuksuz Kriterler: Yasal bankacılık faaliyetleri (Bank Asya), sendika üyeliği veya çocukların okula gönderilmesi gibi yasal faaliyetlerin “terör örgütü irtibatı” sayılarak suçun şahsiliği ve kanunilik ilkelerinin ihlal edildiği vurgulanmıştır.

Masumiyet Karinesi: Kişilerin haklarında kesinleşmiş yargı kararı olmaksızın “kurum kanaati” gibi soyut gerekçelerle reddedilmesinin masumiyet karinesini ihlal ettiği raporlanmıştır.

     instituDE Raporu

  1. The Arrested Lawyers Initiative, HRW ve ICJ Ortak Raporu
  • Rapor: New report reveals the tactics Turkey uses to defy ECHR rulings

Oyalama Taktiği: Komisyonun ve yargı süreçlerinin, AİHM kararlarının (özellikle Yalçınkaya kararı gibi emsal kararların) uygulanmasını geciktirmek veya engellemek için prosedürel bir araç olarak kullanıldığı, “uygular gibi görünme” (pretend compliance) stratejisinin bir parçası olduğu belirtilmiştir.

     (The Arrested Lawyers Initiative Blog)

  1. ULUSAL BOYUT
  2. Komisyonun Yapısı ve Çalışma Usulüne Yönelik Eleştiriler
  • Ankara Barosu, OHAL Komisyonu’nun yapısını eleştirerek, kurumun “tarafsız bir hakem heyeti” görüntüsünden uzak olduğunu ve bir “idari onay mercii” gibi çalıştığını savunmuştur.
  • Barolar ve hukuk örgütleri, Komisyonun “irtibat ve iltisak” gibi muğlak kavramlar üzerinden karar vermesini, “belirlilik” ilkesine aykırı bulmuş; yasal faaliyetlerin (gazete aboneliği, sendika üyeliği vb.) suçlama unsuruna dönüştürülmesini eleştirmiştir.
  • Ankara Barosu Dergisi’nde yayımlanan makalelerde, Komisyonun “adil yargılanma hakkı” ve “silahların eşitliği” gibi temel hukuk ilkelerini ihlal ettiği, dosya üzerinden ve gizli bir şekilde inceleme yapmasının savunma hakkını engellediği analiz edilmiştir.
  1. İşkence ve Kötü Muamele Raporları

Barolar, sadece ihraç işlemleriyle değil, OHAL sürecindeki gözaltı ve tutukluluk koşullarıyla ilgili de aktif raporlama yapmıştır:

  • Ankara Barosu, Ankara Emniyeti’ndeki işkence iddialarına yönelik bir rapor hazırlamış ve bu iddiaları gündeme taşımıştır. Bu rapor, TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu tutanaklarına da yansımış, milletvekilleri tarafından tartışılmıştır.
  1. Yargısal Süreçler ve Baskılar
  • İstanbul Barosu Başkanı ve Yönetim Kurulu üyeleri hakkında, mesleki faaliyetleri nedeniyle ceza soruşturmaları yürütüldüğü ve bu durumun Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri tarafından endişeyle karşılandığı belirtilmiştir.

Barolar, Komisyonun yarattığı “sivil ölüm” ve hukuk dışılık mirasının ancak gerçek bir yargısal reformla temizlenebileceğini savunarak, Komisyonun ret kararlarının hukuki güvenlik ilkesini zedelediğini vurgulamıştır.

Özetle barolar, hem akademik yayınları hem de sahadaki hak ihlali raporlarıyla OHAL Komisyonu ve uygulamalarına karşı aktif bir muhalefet ve denetim mekanizması yürütmeye çalışmıştır.

  • Siyasi Partiler ve Milletvekilleri


DEVA Partisi (Mustafa Yeneroğlu – Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı):

  • Hukuksuzluğu Sürdürme: Komisyonun mağduriyetleri gidermek yerine iktidarın hukuksuzluklarını sürdüren bir merci gibi çalıştığını belirtmiştir.
  • Etkisiz Başvuru Yolu: Komisyonun %86’yı aşan ret oranının ve hukuken geçersiz kriterlerle karar vermesinin, etkili bir başvuru yolu olmadığının kanıtı olduğunu ifade etmiştir.
  • Adil Yargılanma İhlali: Komisyonun dosyaları ihraç tarihine göre değil keyfi bir sırayla incelemesinin ve 5 yılı aşkın süre karar vermemesinin adil yargılanma hakkını ihlal ettiğini vurgulamıştır.


CHP (Cumhuriyet Halk Partisi – Milletvekilleri):

  • Sivil Ölüm: KHK ile ihraç edilenlerin “sivil ölüme” terk edildiği, yargı yolunun kapatıldığı ve Komisyonun oyalama taktiği olduğu belirtilmiştir.
  • Barış Yarkadaş: Komisyon ve OHAL düzeninin tek adam rejimini tahkim etmek için kullanıldığını, gazetecilerin ve muhaliflerin susturulduğunu ifade etmiştir.
  • Bülent Tezcan: OHAL uygulamalarının ve KHK’ların bir “zorbalık rejimi” inşası olduğunu, yargının bağımsızlığını yitirdiğini ve “saray rejimine” hizmet ettiğini savunmuştur,.


HDP (Halkların Demokratik Partisi – Milletvekilleri):

  • Ömer Faruk Gergerlioğlu: Komisyonun ve idarenin, işkence iddialarını (örneğin Ankara Emniyeti ve Halfeti olayları) araştırmadığını, “sahte belge” iddialarıyla gerçeklerin üstünün örtülmeye çalışıldığını belirtmiştir. Ayrıca KHK’lılara pasaport verilmemesinin anayasal seyahat özgürlüğünün gaspı olduğunu vurgulamıştır.
  • Meral Danış Beştaş: Yargının ve Komisyonun iktidarın talimatıyla hareket ettiğini, savunma hakkının kısıtlandığını ve “tarafsızlık” ilkesinin sadece kağıt üzerinde kaldığını ifade etmiştir.
  • Sivil Toplum Kuruluşları (STK)


MAZLUMDER (İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği):

  • Savunma Hakkı İhlali: KHK ile ihraçlarda kişilere savunma hakkı tanınmadığını, masumiyet karinesinin ihlal edildiğini ve Komisyon kurulana kadar yargı yolunun kapalı kaldığını raporlamıştır.
  • Yasal Faaliyetlerin Suç Sayılması: Sendika üyeliği, yasal bankaya para yatırma (Bank Asya), yasal okula çocuk gönderme gibi fiillerin terör örgütü irtibatı sayılarak suçta ve cezada kanunilik ilkesinin çiğnendiğini belirtmiştir.
  • Komisyonun Yetersizliği: Komisyonun üye sayısı ve yapısı gereği yüz binlerce dosyayı incelemesinin imkansız olduğu, etkili bir mekanizma olmaktan uzak olduğu vurgulanmıştır.


İHD (İnsan Hakları Derneği):

  • Ayrımcılık ve Keyfilik: İhraç listelerinin etnik kimlik, sendika üyeliği ve politik görüşlere göre oluşturulduğunu, hiçbir savunma alınmadığını belirtmiştir.
  • Komisyonun Amacı: Komisyonun kuruluş amacının adaleti sağlamak değil, dosyaların AİHM’e gitmesini engellemek veya geciktirmek olduğu tespitinde bulunmuştur.
  • Bağımsızlık Sorunu: Komisyon üyelerinin atanma biçimi ve görevden alınabilmeleri (geri çağrılabilirlik) nedeniyle tarafsız ve bağımsız olamayacakları raporlanmıştır.


TÜM BEL-SEN (Sendika):

  • Usul Eleştirisi: Komisyonun incelemelerini sadece dosya üzerinden yapması, sözlü ifade alma ve tanık dinletme taleplerini dikkate almaması eleştirilmiştir.
  • Hukukçular ve Akademisyenler
  • Kerem Altıparmak: Komisyonun, ceza yargılaması ilkelerini (silahların eşitliği, çelişmeli yargılama) uygulamadığını, idari bir kurul olmasına rağmen ceza hukuku kavramlarıyla (iltisak/irtibat) yargılama yaptığını ve bu haliyle AİHM içtihatlarına aykırı olduğunu belirtmiştir.
  • Yrd. Doç. Dr. M. Artuk Ardıçoğlu: Komisyonun yapısı ve üyelerinin atanma usulü (çoğunluğun yürütme tarafından atanması) nedeniyle idarenin bir parçası olduğunu, bu durumun bağımsızlık sorunu yarattığını ve etkili bir denetim mekanizması olmaktan uzak olduğunu akademik bir makalede analiz etmiştir.