Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu’nun meşruiyetinin ve faaliyetlerinin hukuki zemini, onu kuran yasal metinler tarafından tanımlanmıştır. Bu yasal çerçeve, Komisyon’un yargı yetkisini (jurisdiction) ve inceleme kapsamını (scope of review) tesis ederek, hem Komisyon’un yetkilerinin sınırlarını çizmiş hem de başvuru sahiplerine sunulan usuli güvencelerin niteliğini belirlemiştir.
1.1 Kuruluş Gerekçesi
Komisyon, 7075 sayılı Kanun’un genel gerekçesinde de belirtildiği üzere, 15 Temmuz 2016 darbe girişiminin ardından ilan edilen olağanüstü hal kapsamında çıkarılan KHK’lar ile tesis edilen işlemlere karşı bir başvuru mercii oluşturma ihtiyacından doğmuştur. Bu mekanizma, KHK işlemlerine karşı kapalı olan yargı yollarının yerine ikame edilerek, AİHM tarafından “tüketilmesi gereken bir iç hukuk yolu” olarak kabul edilme stratejisine hizmet etmiştir.
1.2 Yasal Dayanaklar
Komisyon’un hukuki temeli, 23 Ocak 2017 tarihli 685 sayılı KHK ile atılmış ve bu KHK daha sonra TBMM tarafından kabul edilerek 1 Şubat 2018 tarihli 7075 sayılı “Olağanüstü Hal İşlemleri İnceleme Komisyonu Kurulması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun” olarak yasalaşmıştır. Komisyon’un faaliyetleri bu kanun çerçevesinde yürütülmüştür. Anayasal dayanakları ise dolaylı olarak, olağanüstü hal ilanını düzenleyen Anayasa’nın 120. maddesi ve kamu görevlilerinin devlete sadakat yükümlülüğünü belirten 129. maddesi gibi hükümlere dayanmaktadır.
1.3 Görev Süresi ve Uzatmalar
7075 sayılı Kanun’un 3. maddesi uyarınca Komisyon’un görev süresi başlangıçta 2 (iki) yıl olarak belirlenmiştir. Ancak aynı maddede, Cumhurbaşkanı’na bu süreyi, bitiminden itibaren birer yıllık periyotlarla uzatma yetkisi tanınmıştır. Bu mekanizma işletilmiş ve Komisyon’un görev süresi, 25 Aralık 2020 tarihli Cumhurbaşkanı Kararı gibi kararlarla birkaç kez uzatılarak çalışmalarını tamamlaması sağlanmıştır.
1.4 Görev ve Yetki Alanı
Komisyon’un görev ve yetki alanı, 7075 sayılı Kanun’un 2. maddesinde sınırlı bir şekilde sayılmıştır. Komisyon, yalnızca doğrudan KHK ile tesis edilen işlemlere yönelik başvuruları inceleme yetkisine sahipti. Bu işlemler şunlardır:
Komisyonun bu yasal çerçevesi, pratikteki organizasyon yapısını ve başvuruların nasıl ele alınacağını doğrudan şekillendirmiştir.
2.1 Üyeler ve Atama Usulü
Üye Kaynağı ve Seçim Mercii | Üye Sayısı | Atama/Seçim Yetkisi |
Kamu Görevlileri Arasından | 3 | Cumhurbaşkanı |
Hâkim ve Savcılar Arasından | 1 | Adalet Bakanı |
Mülki İdare Amirleri Arasından | 1 | İçişleri Bakanı |
Yargıtay ve Danıştay Tetkik Hâkimleri | 2 | Hâkimler ve Savcılar Kurulu |
Toplam | 7 |
7075 sayılı Kanun’un 1. maddesine göre Komisyon, yedi üyeden oluşmaktadır. Toplantı ve karar yeter sayısı ise dört olarak belirlenmiştir. Üyeler, Cumhurbaşkanı tarafından ve Adalet Bakanlığı, İçişleri Bakanlığı, Hâkimler ve Savcılar Kurulu gibi kurumların göstereceği adaylar arasından atanmıştır. Bu atama usulü, Komisyon’un bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilişkin ciddi tartışmalara yol açmıştır. Tüm üyelerin parlamento denetimi veya mesleki kuruluşların seçimi olmaksızın doğrudan yürütme organı (Cumhurbaşkanı ve bakanlıklar) tarafından belirlenmesi, yargısal ve yarı-yargısal kurullara ilişkin Avrupa standartlarıyla çelişmiş ve Komisyon’un yapısal bağımsızlığına daha en başından gölge düşürmüştür.
2.2 Kimler Başvurabilir?
Komisyona başvuru hakkı olan kişi ve kurumlar şu şekilde belirlenmiştir:
2.3 Başvuru Usulü ve Süresi
Başvurular, 17 Temmuz 2017 tarihinden itibaren alınmaya başlanmıştır. Başvuru süreci, Valilikler veya başvuru sahibinin en son görev yaptığı kurum aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Başvuru sahipleri, elektronik ortamda doldurdukları başvuru formunun (gerçek kişiler için Ek-1, tüzel kişiler için Ek-2) çıktısını imzalayarak, gerekli ek belgelerle birlikte ilgili kuruma teslim etmekle yükümlüydü. Bu yöntemle ülke genelinde 105 irtibat bürosu oluşturularak erişilebilirlik sağlanmaya çalışılmıştır.
2.4 İnceleme Süreci ve Kriterler
7075 sayılı Kanun’un 9. maddesi uyarınca, Komisyon incelemelerini dosya üzerinden yürütmüştür. Bu durum, başvuru sahiplerinin duruşma yapma veya sözlü savunma hakkı gibi adil yargılanma hakkının temel unsurlarından mahrum kaldığı yönünde eleştirilere neden olmuştur. Komisyon, 20’den fazla kurum ve kuruluştan temin ettiği bilgi ve belgeleri kendi bilgi işlem sistemine kaydederek karar sürecinde kullanmıştır.
Komisyon’un genel performansı ve etki düzeyini anlamak için sayısal verilerin analizi kritik bir rol oynamaktadır. Bu istatistikler, Komisyon’un etkinliği ve niteliği hakkındaki teorik tartışmalara somut bir zemin sağlamaktadır.
3.1 Genel Başvuru ve Karar İstatistikleri
Komisyon’un 31 Aralık 2022 itibarıyla tamamladığı beş yıllık faaliyet dönemine ilişkin temel veriler aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:
Kategori | Sayı |
OHAL Kapsamında Tesis Edilen Tedbir Sayısı | 131,922 |
Bunun içindeki Kamu Görevinden Çıkarma | 125,678 |
Komisyona Yapılan Toplam Başvuru Sayısı | 127,292 |
Karara Bağlanan Toplam Başvuru Sayısı (31/12/2022) | 127,292 |
Kabul Edilen Başvuru Sayısı | 17,960 |
Reddedilen Başvuru Sayısı | 109,332 |
Kaynak: OHAL İşlemleri İnceleme Komisyonu Faaliyet Raporu (2017-2022)
3.2 Yıllara Göre Karar Dağılımı
Komisyonun karar verme hızı zaman içinde artış göstermiştir. Faaliyet raporundaki kümülatif verilere göre, 2018 sonunda toplam kararların %40’ı tamamlanmışken, bu oran 2019’da %78’e, 2020’de %89’a ve 2021’de %95’e ulaşmıştır. Görev süresinin sonu olan 2022 yılı itibarıyla başvuruların tamamı karara bağlanmıştır.
3.3 Kabul ve Ret Oranları
Karara bağlanan 127,292 başvurunun yalnızca %14,1‘i kabul edilirken, %85,9‘u reddedilmiştir. Bu oranlar, Komisyon’a yapılan başvuruların ezici bir çoğunluğunun olumsuz sonuçlandığını ve göreve iade kararının istisnai bir nitelik taşıdığını açıkça göstermektedir.
3.4 Kurumlara Göre Başvuru Dağılımı
OHAL tasfiyelerinin en çok hangi kamu kurumlarında yoğunlaştığı, başvuru sayılarına bakılarak anlaşılabilmektedir. En çok başvuru yapılan ilk dört kurum şöyledir:
OHAL Komisyonu’nun ret kararı, hukuki mücadelenin sonu değil, aksine uzun, çok aşamalı ve yıpratıcı bir yargısal sürecin başlangıcı anlamına gelmektedir. Ret kararının tebliğiyle birlikte, başvuru sahipleri için anayasal bir hak olan dava yolu açılmış, ancak bu yol, belirli usul kurallarına ve hak düşürücü sürelere sıkı sıkıya bağlanmıştır. Bu süreç, ilk derece mahkemesinden başlayıp potansiyel olarak AİHM’e kadar uzanmaktadır.
Komisyon’un ret kararına karşı izlenmesi gereken hukuki yol haritası aşağıdaki adımlardan oluşmaktadır:
Yetki Dönemi | Mahkemeler |
Başlangıç Safhası | Ankara 19. ve 20. İdare Mahkemeleri |
Genişleme Safhası | Ankara 21, 22, 23, 24 ve 25. İdare Mahkemeleri |
Nihai Kapasite (2023-2025) | Ankara 26. ve 27. İdare Mahkemelerinin faaliyete geçmesi |
Komisyon, 22 Ocak 2023 tarihinde kapılarını kapatarak faaliyetlerini resmen sonlandırmıştır. Ancak bu kapanış, idari bir sürecin sonu değil, devasa bir yargısal safhanın başlangıcı olmuştur. Komisyonun geride bıraktığı 500.000 evraklık arşivin yönetimi için 7075 sayılı Kanun’a “Geçici Madde 5” eklenmiş ve yetki ilgili bakanlıklara devredilmiştir.
5.1 Bilgi ve Belge Taleplerinin Devri
Komisyonun kapanmasından sonra, devam eden davalarda mahkemelerin ihtiyaç duyduğu bilgi ve belgeler artık Komisyon tarafından değil, işlemin niteliğine göre bakanlıklar veya kurumlar tarafından sağlanmaktadır. Bu durum, veri güvenliği ve arşiv bütünlüğü açısından yeni riskler ve bürokratik gecikmeler yaratmıştır.
5.2. İl KHK İşlemleri Büroları ve Teknik Süreçler
Taşrada, özellikle kapatılan kurumların malvarlıkları, borç-alacak ilişkileri ve hazineye devir işlemleri için Hazine ve Maliye Bakanlığı bünyesinde “İl KHK İşlemleri Büroları” kurulmuştur. Bu bürolar, başlangıçta Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerine devredilmiş olsa da, mülkiyet haklarına ilişkin teknik karmaşıklık nedeniyle tekrar Defterdarlıklar bünyesine alınmıştır. KHK ile ilişiği kesilen ancak sonradan mağduriyeti anlaşılan şahısların banka hesapları üzerindeki blokelerin kaldırılması gibi işlemler bu büroların koordinasyonunda yürütülmektedir.
5.3. Kapatılan Kurumların Malvarlığı ve Borçları
Kapatılan kurumların borçlarına ilişkin hak iddiasında bulunanlar için 60 günlük hak düşürücü süreler öngörülmüş, bu borçların ödenmesinde kurumun hazineye devredilen varlığı temel alınmıştır. Vakıflar Genel Müdürlüğü ve Maliye Bakanlığı, devralınan mülklerin tescili ve muvazaalı devirlerin iptali için yargısal süreçleri takip etmeye devam etmektedir.
Olağanüstü Hal (OHAL) İşlemleri İnceleme Komisyonu’na yönelik ulusal ve uluslararası eleştiriler, kurumun bağımsızlığı, usulü güvencelerin eksikliği, kararların gerekçelendirilmesi ve etkili bir hukuk yolu olup olmadığı noktalarında yoğunlaşmıştır.
Venedik Komisyonu, Türkiye’deki OHAL KHK’larını ve Komisyonun yapısını inceleyen iki temel görüş yayınlamıştır.
◦ Tespit: Komisyon, kamu görevinden çıkarmalar gibi işlemler için “ad hoc” (özel) bir itiraz mekanizması kurulmasını önermiş; ancak bu yapının bağımsız, tarafsız olması ve eski hale getirme (işe iade) ile tazminat ödeme yetkilerine sahip olması gerektiğini vurgulamıştır.
◦ Eleştiri: Komisyon kurulduktan sonra yayınlanan bu raporda, OHAL Komisyonu’nun yapısı eleştirilmiştir. Üyelerin çoğunun (7’de 5’i) yürütme tarafından atanması, görev sürelerinin kısalığı ve kolayca görevden alınabilmeleri nedeniyle bağımsızlık konusunda endişe duyulduğu belirtilmiştir.
Ayrıca Komisyonun incelemelerini dosya üzerinden yapması ve gizlilik kuralı nedeniyle şeffaflıktan uzak olduğu, başvurucuların kendileri hakkındaki suçlamaların dayanağını öğrenemeden savunma yapmak zorunda kaldıkları vurgulanmıştır.
Venedik Komisyonu Raporu (CDL-AD(2017)007)
Bu kuruluşun AİHM’e sunduğu üçüncü taraf müdahil görüşü, Komisyonun yapısını ve işleyişini detaylıca eleştirmiştir.
◦ Bağımsızlık Sorunu: Komisyon üyelerinin, ihraç kararlarını veren makamlar (Cumhurbaşkanı, Adalet Bakanı, İçişleri Bakanı) tarafından atandığı, bu durumun “bağımsızlık ve tarafsızlık” ilkesine aykırı olduğu belirtilmiştir.
◦ Silahların Eşitliği: Başvurucuların dosyalarındaki istihbarat raporlarına veya gizli tanık ifadelerine erişemediği, sözlü savunma hakkının tanınmadığı ve bunun “silahların eşitliği” ilkesini ihlal ettiği raporlanmıştır,.
◦ Beraat Kararlarının Yok Sayılması: Ceza mahkemelerinde beraat eden kişilerin başvurularının dahi Komisyon tarafından “iltisak” gerekçesiyle reddedildiği, Komisyonun mahkeme kararlarından bağımsız bir “sadakat” kriteri uyguladığı eleştirisi yapılmıştır.
◦ Yetki Sınırlılığı: Komisyonun, ihraç edilen akademisyenleri eski üniversitelerine iade etme yetkisinin olmaması ve tazminat ödeyememesi nedeniyle “tam bir onarım” (restitutio in integrum) sağlayamadığı belirtilmiştir.
◦ Geciken Adalet: Komisyonun AİHM’in “Köksal” kararıyla bir iç hukuk yolu olarak tanınmasının, başvuruların AİHM’e gitmesini yıllarca engellediği ve “geciken adaletin adalet olmadığı” (justice delayed is justice denied) belirtilmiştir.
◦ Keyfi Kararlar: Komisyonun gizli tanık ifadeleri ve istihbarat bilgilerine dayanarak sübjektif ve hukuka aykırı kararlar verdiği ifade edilmiştir.
◦ Tavsiye: Rapor, Komisyonun lağvedilmesini ve mağduriyetlerin giderilerek hukukun üstünlüğünün yeniden tesis edilmesini önermiştir.
◦ Sekretarya Sorunu: Komisyonun sekretarya hizmetlerinin Başbakanlık (sonrasında Cumhurbaşkanlığı) tarafından yürütülmesinin, personelin iş güvencesinin olmaması nedeniyle yürütme organının kontrolünü artırdığı ve bağımsızlığı zedelediği belirtilmiştir.
◦ Hukuksuz Kriterler: Yasal bankacılık faaliyetleri (Bank Asya), sendika üyeliği veya çocukların okula gönderilmesi gibi yasal faaliyetlerin “terör örgütü irtibatı” sayılarak suçun şahsiliği ve kanunilik ilkelerinin ihlal edildiği vurgulanmıştır.
◦ Masumiyet Karinesi: Kişilerin haklarında kesinleşmiş yargı kararı olmaksızın “kurum kanaati” gibi soyut gerekçelerle reddedilmesinin masumiyet karinesini ihlal ettiği raporlanmıştır.
◦ Oyalama Taktiği: Komisyonun ve yargı süreçlerinin, AİHM kararlarının (özellikle Yalçınkaya kararı gibi emsal kararların) uygulanmasını geciktirmek veya engellemek için prosedürel bir araç olarak kullanıldığı, “uygular gibi görünme” (pretend compliance) stratejisinin bir parçası olduğu belirtilmiştir.
(The Arrested Lawyers Initiative Blog)
Barolar, sadece ihraç işlemleriyle değil, OHAL sürecindeki gözaltı ve tutukluluk koşullarıyla ilgili de aktif raporlama yapmıştır:
Barolar, Komisyonun yarattığı “sivil ölüm” ve hukuk dışılık mirasının ancak gerçek bir yargısal reformla temizlenebileceğini savunarak, Komisyonun ret kararlarının hukuki güvenlik ilkesini zedelediğini vurgulamıştır.
Özetle barolar, hem akademik yayınları hem de sahadaki hak ihlali raporlarıyla OHAL Komisyonu ve uygulamalarına karşı aktif bir muhalefet ve denetim mekanizması yürütmeye çalışmıştır.
DEVA Partisi (Mustafa Yeneroğlu – Hukuk ve Adalet Politikaları Başkanı):
CHP (Cumhuriyet Halk Partisi – Milletvekilleri):
HDP (Halkların Demokratik Partisi – Milletvekilleri):
MAZLUMDER (İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği):
İHD (İnsan Hakları Derneği):
TÜM BEL-SEN (Sendika):