🤝 Birlikte daha güçlüyüz. ⚖️ Adalet, uygulanırsa adalettir. 🚨 İhlaller bireysel değil, sistemseldir.

Aslı AKDEMİR Yazdı “Kalıcı Askıda Yaşam”

X
WhatsApp
Email
Threads
Facebook
LinkedIn

KHK’lı olmak göreve iade edildiğinde son bulan bir durum değil. Sayıca az da olsalar, geri dönenler arasında KHK’lılık sürecini tamamlayan kimseye rastlamadım.Çünkü KHK’lılık yıllarca süren hukuk mücadelesi, damgalanma, yoksullaşma, sosyal kopuş meseleleri onarıldığında dahi geride bırakılmayacak, etkileri yaşam boyu sürecek bir krizler yumağının toplamı haline gelen bir kimlik.

İade edilen KHK’lı yalnızca çalışma hakkını geri alıyor ancak bu güvenceden yoksun bir hak. İlk kez kamu görevine atananlar için yapılan güvenlik soruşturması, göreve iade hakkını elde eden KHK’lılara da uygulanıyor. Göreve dönme sürecindeki belirsizlik, güvenlik soruşturmasında da geçerli: Soruşturmanın ne kadar süreceği, olumlu mu olumsuz mu sonuçlanacağı tam bir muamma. Soruşturma olumlu sonuçlanıp kişi göreve başlasa dahi tekrar ihraç edilme tehdidi ortadan kalkmıyor. Böylece geri dönüş, cezalandırılmanın bir başka formu haline geliyor. Oluşan “geçicilik” hissi KHK’lı olmanın kalıcı bir kimliğe dönüşmesine sebep oluyor.

Göreve dönen KHK’lı için mesleğine bıraktığı yerden devam etmek mümkün değil çünkü ne kurumları bıraktıkları gibi ne de çalışma ortamı. İçindeyken fark edilmeyen değişiklikler, uzağında kalan kişiye görünür hale geldiği için adaptasyon kabusa dönüşebiliyor ya da uyum hiç gerçekleşmiyor. Çalışma arkadaşlarının mesafesi damgalanmanın devamına yol açıyor. Hukuki düzeyde “aklanma”, kurumsal hayatta karşılık bulmuyor. Maaşını alabilen KHK’lı, meslek itibarını geri kazanamıyor. KHK’lının mobbing açısından diğer çalışanlardan daha güçlü bir hedef olması,haksız cezasının hiç bitmeyeceğinin bir başka kanıtı olarak önünde duruyor. Bir yere ait olamama durumu, kurumsal yabancılaşmayla sür git haline geliyor.

Göreve iade ediliş biçimi sorunu çözmek yerine derinleştiren başka bir unsur. İade kararı bir yanlışlık düzeltmesi olarak değil, teknik bir işlemmiş gibi uygulanıyor. KHK’lı göreve özür, yüzleşme, tam anlamıyla hak iadesiyle değil, evrak aracılığıyla dönüyor. Hukuki iade ile toplumsal iade arasında köprü kurulamıyor. Toplumsal onarma için gerekli olan açık özür ve kamusal yüzleşmeden yoksun bırakılan KHK’lı için dönüş, meselenin farklı boyutlarda devam etmesi anlamına geliyor.

Dönüş meselesinin bir başka yanı göreve dönen ve dönmeyen KHK’lılar arasındaki ilişki. İade edilmemenin öfkesi bazen göreve dönen KHK’lıya yöneltilebiliyor. “Hiç olmazsa döndünüz,” “En azından paranızı aldınız,” “Siz artık kurtuldunuz” gibi cümleler uzaktan yakından şansla alakası olmayan göreve dönmenin şanslı hissettirmesi konusunda kişi üzerinde baskı yaratıyor; bitmeyen veiade edilmenin getirdiği yeni sorunları görünmez hale getiriyor. Oluşan suçluluk duygusu göreve dönen KHK’lının sorunlarını dillendirmesini güçleştiriyor. Bu mesele ülkedeki hak mücadelesinin en büyük açmazlarından birine çıkıyor: Daha büyük olduğu ifade edilen bir mesele varken diğer meseleler hükmünü kaybeder. Girilen bu acı ve sorunun büyüklüğü yarışı hak mücadelesini geriletiyor. Birbirinin içine geçen ve bağımsız ele alınamayacak sorunları ayrı ayrı değerlendirmeye çalışmak, aralarında hiyerarşi yaratmak, çözümlerini sıraya koymak KHK’lılar arasında görünmeyen bölünmeye yol açıyor.

Özetle göreve dönmek meseleyi sonlandırmıyor, hatta yeni sorunlar yaratıyor. Bir KHK’lı için göreve geri dönmek, hayata geri dönmek anlamına gelmiyor. Askıda yaşam, bir KHK’lı için göreve geri döndüğünde dahi hükmünü sürdürüyor.

Aslı Akdemir