🤝 Birlikte daha güçlüyüz. ⚖️ Adalet, uygulanırsa adalettir. 🚨 İhlaller bireysel değil, sistemseldir.

AİHM, OHAL İhraçlarında “Öncü Dosya” Adımını Attı: 23 Başvuruda Türkiye’den Savunma İstendi

X
WhatsApp
Email
Threads
Facebook
LinkedIn

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi — İkinci Bölüm · Başvuru no. 31947/25 ve 22 diğer başvuru · 23 Haziran 2026’da tebliğ, 13 Temmuz 2026’da yayım

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), olağanüstü hâl (OHAL) kanun hükmünde kararnameleriyle kamu görevinden ihraç edilenlerin başvurularında kritik bir aşamaya geçti. Mahkeme, “Mehmet Candar ve diğerleri/Türkiye” dosyası kapsamında toplam 23 başvuruyu Türk Hükümetine resmen tebliğ ederek savunma (görüş) istedi.

Başvurucuların profili

Tebliğ edilen 23 başvurucu arasında 10 sivil hâkim-savcı, 1 askerî yargı mensubu, 5 sivil memur, 4 jandarma personeli, 1 askerî personel ve 2 polis bulunuyor. Bu bileşim, ihraçların tek bir meslek grubunu değil, kamu hizmetinin geniş bir kesitini kapsadığını ortaya koyuyor.

Takvim

Başvurular Türk Hükümetine 23 Haziran 2026 tarihinde tebliğ edildi; tebliğ metni 13 Temmuz 2026 tarihinde yayımlandı. Türk Hükümetinin görüşlerini (savunmasını) sunmak için 15 Ekim 2026 tarihine kadar süresi bulunuyor.

AİHM Hükümete hangi soruları sordu?

Taraflara yöneltilen sorular ihraçların özüne iniyor:
•İhraçlar, Sözleşme’nin 8. maddesindeki özel hayata saygı hakkına bir müdahale midir; müdahale ise kanuna uygun ve gerekli midir (Denisov/Ukrayna ölçütü)?
•“Sadakat yükümlülüğü” ile “iltisak” ve “irtibat” kavramları, OHAL öncesi iç hukukta yeterince tanımlı ve öngörülebilir miydi?
•Başvuruculara, 8. maddede içkin usul güvenceleri ve 6 § 1 maddesindeki adil yargılanma güvenceleri sağlandı mı?
•Hâkim ve savcılar bakımından (H)SYK önündeki usul; yargı bağımsızlığına, azledilemezlik ilkesine ve adil yargılanma gereklerine uygun muydu?
•Kamu hizmetine yeniden girişi ömür boyu yasaklayan ihraç, dayandığı fiillerin ağırlığıyla orantılı mıdır?
•Tüm bu tedbirler, Sözleşme’nin 15. maddesi anlamında “durumun kesinlikle gerektirdiği ölçüde” sayılabilir mi?

Neden kritik?

Taraflara yöneltilen sorular, AİHM’in muğlak “iltisak/irtibat” nitelemelerine ve bireyselleştirilmemiş gerekçelere yönelik eleştirisini sürdürdüğü Yüksel Yalçınkaya/Türkiye ve Yasak/Türkiye [BD] içtihadıyla aynı doğrultuda. Kanunilik, öngörülebilirlik, usul güvenceleri ve orantılılık ekseninde yoğunlaşan sorular, Mahkeme’nin önceki ihlal tespitleriyle paralel bir çerçeveye işaret ediyor.
Tebliğ aşaması henüz bir esas kararı değil, yargılamanın resmî bir aşamasıdır. Bununla birlikte AİHM kararları, Sözleşme’nin 46. ve Anayasa’nın 90. maddesi uyarınca Türkiye için bağlayıcıdır. Bu dosyadan çıkacak öncü karar, benzer durumdaki on binlerce ihraç başvurusu bakımından belirleyici olacaktır.

Kaynak: AİHM (İkinci Bölüm), Mehmet Candar ve diğerleri/Türkiye, Başvuru no. 31947/25 ve 22 diğer başvuru; 23 Haziran 2026 tarihinde tebliğ edilmiş, 13 Temmuz 2026 tarihinde yayımlanmıştır. HUDOC: hudoc.echr.coe.int (başvuru no. 31947/25).